HAKKIMIZDA
YAYINLARIMIZ
YAZARLARIMIZ
YAKINDA
İLETİŞİM
BASINDA
 
Duyurular
 
Kişisel Web
 
 
Online Satış
   İdeefixe
   D&R

 
Dağıtım


 
 
Site İçi Arama

Gelişmiş Arama
 

Fethiye Sokak No: 5/9
G.O.P. ANKARA
Tel   :  0 (312) 436 49 36
Faks:  0 (312) 436 49 35
info@destekyayinlari.com 
 
 
 
GRİ TEHDİT TERÖRİZM
GRİ TEHDİT TERÖRİZM

“Yeni ve etkin bir savaş yöntemi” olan terörizm, bu ölümcül oyuncaktan yararlanmak isteyen kimi devletler ve sivil aktörler nezdindeki çekiciliğini yitirmediği sürece, sona ermeyecektir. Eğer sonlandırılması isteniyorsa, terörle savaşımda ön koşul, “gri alanların” kaldırılmasıdır. Çünkü “gri alan” aynı zamanda bitmeyen ve bitmeyecek bir tartışmanın, yani, “senin teröristin, benim özgürlük savaşçım” ikileminin de kaynağını oluşturmaktadır. Taliban’ın başına “terörist” diye bomba yağdıran Batı, neden ASALA ve PKK’ya kucak açıyor? Birleşmiş Milletler kararları ve AB ülkelerinin yasalarını da inceleyen Çitlioğlu, anarşizm ve terörizmin kaynağına inerek geçmişten bugüne, derinlemesine bilgiler sunuyor. Bu kitap, işte tam da bu noktada, her şeyin birbirine karıştığı, soruların havada uçuştuğu günümüzde, hakkında çok konuşulan teröristin ve terörizmin üzerindeki örtüyü kaldırıyor...

 
VERYANSIN
VERYANSIN

Bu insanların başında kubbe yok. Allah ile aralarına birileri girmiş. Bir duvar çekmiş, onları labirentlere almışlar. Tabiatın ırzına geçilirken, nükleer bombalar dünyamıza tehdit oluştururken, nerede bilim adamları, aydınlar? Eskiden belediyelerde kadrolu fareler vardı. Rögarlar sıkıştığında bu kemirici fareleri kanalların içini kemire kemire açsınlar diye atarlardı oraya. Rögar fareleriydi bunlar. Şimdi aydınlarımız, AKP hükümetinin başına bir sıkıntı geldiği zaman köşelerden rögarlara atılan fareler gibiler... AKP’nin, inşaat şirketlerinin, altın şirketlerinin, nükleercilerin önünü açmak üzere görev üstlenip Amerika’nın, iktidarın rögar fareleri oluyorlar... Bu rögar farelerinin şöyle dönüp de göğe, şu sonsuz semaya bir baktıkları yok. Bu topraklarda istediğimiz, altına gireceğimiz küçük bir kubbedir... Biz, bu ülkenin altınlarını değil, ağaçlarının gölgesini sevdik. Hafız’ın lafıdır; ‘Rüzgâr geçtiği yerlerin kokusunu taşır…’ Herkes bulunduğu yerin kokusunu taşır… Gökkubbenin veya rögarların…

 
TÜRKİYE'DE VE DÜNYADA CASUSLAR
TÜRKİYE'DE VE DÜNYADA CASUSLAR

Fahişeler ve ajanların yolları neden hep kesişir? Giardano Buruno neden yakıldı? Peki, Jeanne d’Arc? James Bond filmlerinin kahramanları hangi ajanlardan esinlenerek yaratıldı? Yunanistan’ın, NATO’ya dönmesi konusunda Devlet Başkanı Kenan Evren’i, kim ikna etti? Bu kitapta, bu ve daha birçok sorunun yanıtını bulacaksınız… Walter L. Pforzheimer, CIA’dan emekliye ayrılmış çok deneyimli bir casus. Ona göre ilk casusluk olayı Âdem ile Havva arasında geçti. İncil’in ünlü “Yılanı” ilk casus ve Havva da onun ilk “Asset”i idi. Arkeologlar, Suriye’de günümüzden 3800 yıl önce yazılmış bir tuğla tablette casuslardan yakınıldığını belirtiyorlar. Son 20 yılda ulusal güvenliği boşlamış iktidarların, Türkiye’yi ne denli güvenlik zaafına uğrattıklarının örnekleriyle anlatıldığı bu kitapta Aytunç Altındal, “Diğer ülkeler bir yana, o günlerden bu yana Anadolu toprakları casusların en çok gönderildiği bölgedir. Soğuk Savaş yıllarında en iyimser tahminle ortalama 25 ülkeden Türkiye’ye yaklaşık 10 bin casus, ajan vb. geldi. Günümüzde bu sayı 3 bin 500 civarında. Sadece Ankara’da yaklaşık 280–290 deneyimli askeri personel, diplomat, istihbaratçı şu ya da bu amaçla bilgi topluyor. Gerisini siz düşünün” diyor.

 
YENİ SOĞUK SAVAŞ
YENİ SOĞUK SAVAŞ

Dışarıdan her şey güllük gülistanlık gibi görünse de Soğuk Savaş, dünya gündemine yeniden oturdu. Batı, sivil güçleri ve azımsanmayacak miktarlarda akıttığı para ile Avrasya’yı yeniden şekillendirmeye çalışırken, Kremlin, bu yolun her adımında Beyaz Saray’la bir kez daha karşı karşıya geliyor. Sovyetler sonrası dönemde siyasetin dehlizlerinde yapılan kapsamlı bir inceleme ve araştırma sonucunda kaleme alınan bu kitapta, renkli devrimlerin sırrı tüm çıplaklığıyla ortaya konuluyor. Resmi olarak tarafsız görünen Batılı organizasyonları aslında kimlerin yönettiği ve ne gibi amaçlar peşinde oldukları da gözler önüne seriliyor. Örneğin, 2004’teki Turuncu Devrim sırasında Amerikan vergi mükellefleri tarafından beslenen USAID’in büyük destek verdiği ABD-Ukrayna Vakfı’nın başında Ukrayna Devlet Başkanı Viktor Yushchenko’nun eşinin olması gibi… Peki, bu yeni “Soğuk Savaş”ta ve devrimlerde Türkiye’nin rolü var mı? Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ın açılışını yaptığı ama Türk kamuoyunun üzerinde pek durmadığı İstanbul Toplantısı’ndan sonra ABD destekli “devrim” üreticileri yönlerini hangi coğrafyaya çevirdiler? Türkiye baskısı için özel bir önsöz yazan MacKinnon’un bu eseri, üzerinde yaşadığımız coğrafyada neler olup bittiğini merak eden herkesi aydınlatacak referans bir kitap niteliği taşıyor… YAZARIN TÜRKİYE BASKISI İÇİN ÖZEL ÖNSÖZÜ İLE!..

 
BEDEN BİLİYOR
BEDEN BİLİYOR

GERÇEKLER TEHLİKELİDİR... Bu kitap, toplumu değiştirmek, dönüştürmek ve kendi varoluşlarını gerçekleştirebilen bireylerden oluşan bir toplum yaratmak adına bir başkaldırıdır. Savaşlar, öfke, şiddet ve nefret, mutsuzluklar, iletişimsizlik, sevgisizlik, tatminsizlik, kısacası dünyanın bugün geldiği durum iki ayağının üzerinde gezen ve ‘varmış gibi’ yaşayanların eseridir. Erkek egemen zihniyetin baskısı altında boyun eğmiş, korkuları tarafından yönetilen kadınlar ve erkekler… Kendilerine dayatılan kalıpları ve sınırları sorgulamayı akıllarına bile getirmeyen kadınlar ve erkekler… Bu kitap, önyargılarından ve korkularından sıyrılmış olarak, bedenleri ve beyinleriyle bütünleşmiş bilinçleri aracılığıyla var olup, birbirlerinin farklılığının farkındalığında iletişime girmek isteyen kadınların ve erkeklerin okumaları için yazılmıştır.

 
KÜLTÜR KİLOYLA SATILMAZ
KÜLTÜR KİLOYLA SATILMAZ

“Benzerlik ve farklılıkları ele almak, ‘Kültürel Emperyalizm’e karşı kullanılabilecek en güçlü yöntemlerden biridir. Tek taraflı değil, nesnel gerçekliği ele alan bir bakış açısıdır. Benzerlikler ve farklılıklar, bireyi ve toplumları tanımlayan öğelerdir. Farklılıkları abartarak öne çıkartmak, kimlik değerlerimizin dengesini bozar. Aynı şekilde sadece benzerlikleri öne çıkartmak, onlara bağlanmak da kişiliği ortadan kaldırır. Tıpkı AB’ye gireceğiz hülyasıyla durmaksızın yalakalık yapanların tavırlarında olduğu gibi. Onların söyledikleri şudur: ‘Farklılıklarımızı görmeyin, bakın biz, sizlere benzemek için yırtınıyoruz.’ Kimliksizleşme ve kişiliksizleşme işte budur.” Kimlik konusu son yıllarda çok tartışıldı. Altındal da bu tartışmalarda çok kez taraf oldu. Bu kitapta yer alan yazılar, kimlik ve kişilik konusuyla bağlantılıdır. Türkiye’de, Başbakan’ın 2007 yılında durup dururken alt kimlik ve üst kimlik diye ayrımlar yapması, bu konunun önemini bir kez daha artırmıştır.

 
 

Bu kategoride toplam 17 adet içerik bulundu.
Kayıtlar 3 sayfada listelendi. 1. sayfayı izliyorsunuz.
SAYFALAR » [1] [2] [3]

 

           
 

Tüm Hakları Saklıdır © Destek Yayınları